Necla Polat Hasputcu yazdı; 'Yapay Zekanın Yapay Sistemi'
- Selahaddin Tekin
- 4 Kas 2025
- 2 dakikada okunur

Masanın Yeni Patronu: YZ, İşgücü Piyasasını Nasıl Dönüştürüyor? Yapay zeka, bir fantezi olmaktan çıktı, ofislerimize ve sınıflarımıza sızdı. Peki bu hızlı dönüşüm, bize "korkmayı" mı, yoksa "değişmeyi" mi emrediyor?
Bundan sadece birkaç yıl önce, yapay zeka (YZ) hayatımızın bir parçası olacaktı dendiğinde, aklımıza sadece telefonlarımızdaki sesli asistanlar geliyordu.
Bugün ise durum farklı. Bir metin komutuyla saniyeler içinde makaleler yazan, dakikalar içinde görsel tasarlayan ve karmaşık kod bloklarını çözen YZ araçları, iş yapış biçimlerimizi temelden sarstı.
Bu devrimin hızı, her çalışanın zihninde tek bir soruyu yankılatıyor: "Benim işim tehlikede mi?"
YZ’nın İki Yüzü: Verimlilik ve Erime YZ'nın işgücüne kattığı tartışılmaz artılar var. Öncelikle verimlilik inanılmaz boyutlara ulaştı. Muhasebeciler artık yüzlerce faturayı saatler içinde değil, dakikalar içinde analiz edebiliyor; yazılımcılar hata ayıklama süreçlerini hızlandırıyor.
Bu sayede insanlar, rutin ve sıkıcı işler yerine, daha yaratıcı ve stratejik görevlere odaklanma fırsatı buluyor. YZ, insanı yaratıcılık alanında özgürleştirme potansiyeli taşıyor.
Ancak madalyonun diğer yüzünde ciddi bir erime riski yatıyor. Özellikle tekrara dayalı, şablon işlerde çalışanlar (veri girişi, temel çevirmenlik, içerik yazarlığı, müşteri hizmetlerinin ilk aşamaları), kendilerini hızla YZ sistemleriyle rekabet ederken buluyor.
Bu, sadece bir işten çıkarılma meselesi değil, aynı zamanda yeni bir sosyal sınıf ayrımının da habercisi: YZ'yı yönetenler ve YZ'nın yerine geçtiği kişiler. İş gücü piyasası, bu sarsıntıyı atlatabilmek için radikal bir yeniden beceri kazanma (upskilling) dalgasına ihtiyaç duyuyor.
Eğitimin Draması: Bilgiyi Yönetmeyi Öğrenmek En büyük meydan okumalardan biri, köhne eğitim sistemimizde yaşanıyor. Bugünün okulları, ne yazık ki, hâlâ YZ'nın en iyi yaptığı şeyleri, yani bilgiyi ezberlemeyi ve formülleri tekrarlamayı ölçüyor. Bir YZ aracı saniyeler içinde binlerce makaleyi özetleyebiliyorken, öğrencilerden bilgiyi üretmek yerine, depolamaları bekleniyor. Bu, geleceğin işgücünü hazırlamak yerine, onları geçmişin mesleklerine mahkûm etmektir. Eğitim reformu, acilen odak noktasını bilgiye erişimden, bilgiyi eleştirel bir şekilde yönetmeye, analiz etmeye ve YZ ile işbirliği yapmaya kaydırmalıdır.
Yarının profesyonelleri için asıl önemli olan, "Ne biliyorsun?" değil, "YZ'nın ürettiği bu bilgiyi kullanarak hangi etik ve karmaşık sorunu çözebilirsin?" sorusudur. Okulların temel görevi, öğrencilere insana özgü kalan becerileri; yani eleştirel düşünceyi, duygusal zekâyı, yaratıcı problem çözmeyi ve etik karar verme yeteneğini aşılamak olmalıdır.
Değişime Ayak Uydurma Hızımız
Sonuç olarak, YZ'nın yükselişi ne bir felaket senaryosu ne de her derde deva bir sihirli değnektir. Bu, bir dönüşüm çağrısıdır. Çalışanlar olarak, kendimizi sürekli öğrenme döngüsüne sokmak; kurumlar olarak, çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapmak ve eğitim sistemleri olarak da ders müfredatımızı hızla dijital çağa adapte etmek zorundayız.
Unutmayalım ki, bu değişimin direksiyonunda hâlâ insan zekâsı olmalıdır. Asıl tehlike YZ'nın kendisi değil, bizim değişime ayak uyduramama hızımızdır. Bu tren kalktı ve hızla ilerliyor. Ya vagonlara atlayıp, rotayı birlikte çizeceğiz, ya da istasyonda bekleyip, arkasından el sallayacağız. Seçim bizim.




Yorumlar