Eşikteki Sultan-Selma Hançer
- Selahaddin Tekin
- 5 Şub
- 1 dakikada okunur

Modern Bir Arınma Destanı: Eşikteki Sultan- Selma Hançer
SESSİZLİĞİN İHTİLALİ
Bazı insanlar, yollarını bulmak için önce tamamen kaybolmak zorundadır. Benim yolum; mermer sütunlu holding binalarından, alkış seslerinden ve rakamların o sahte güveninden geçiyordu. Ben, zirvede olmanın her şeye hâkim olmak demek olduğuna inandırılmış bir neslin, ruhunu cüzdanında taşıyan esiriydim. Gökyüzüne yaklaştıkça topraktan koptuğumu, yükseldikçe aslında derin bir uçuruma yuvarlandığımı fark edemeyecek kadar sağırlaşmıştım.
Dünya, gürültüsüyle insanı öyle bir sarhoş ediyor ki; kendi kalbinin atışını duymak için büyük bir felakete ya da mutlak bir sessizliğe ihtiyaç duyuyorsun. Benim felaketim, aynadaki yabancıyla göz göze geldiğim o saniyede başladı. Üzerimdeki kumaşın kusursuzluğu, içimdeki yırtıkları örtmeye yetmiyordu. Başarı dediğim o devasa kule, aslında hırslarımla ördüğüm bir mezardan ibaretti.
Şimdi, parmak uçlarımda biriktirdiğim o kibri tek tek dökme vakti. Bu hikâye; bir sultanın tahtından inişi değil, bir esirin kendi prangalarını sevgiyle kırışının hikâyesidir. Şehrin parıltılı ışıkları sönüp, sadece vicdanın o titrek mumu kaldığında anladım:
İnsan, ancak her şeyini kaybettiğinde gerçekten kendisine ait olanı bulabiliyormuş.




Yorumlar