Ejder Yurttaş kimdir? Eserleri nelerdir?
- Selahaddin Tekin
- 1 gün önce
- 3 dakikada okunur

Ejder Yurttaş kimdir? Eserleri nelerdir?
Eğitimci yazar şair Ejder YURTTAŞ, 1963 yılında Adana’nın Tufanbeyli ilçesinin Güzelim mahallesinde (köyünde) doğdu. İlkokulu köyde okudu. Ortaokul ve liseyi Adana’da bitirdi. Lise öğreniminden sonra Almanya’ya gitti. Bir buçuk yıl Almanya’da kaldıktan sonra yurda döndü. Üniversite sınavına girerek, Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği bölümünü kazandı ve lisans eğitimini burada tamamladı.
1987’de tarih öğretmeni olarak Afyonkarahisar Emirdağ ilçesi Davulga kasabası ortaokulu ve lisesine ilk ataması yapıldı. Sonra sırası ile Kahramanmaraş Göksun, Hatay Altınözü ve Eskişehir’de görev yaptı. 2000 yılında girdiği görevde yükselme sınavını kazanarak, milli eğitim şube müdürü olarak 2002 yılında Hatay Altınözü ilçesine atandı. 2014 yılında rotasyonla Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne şube müdürü olarak atandı. Temmuz 2019’da 32 yıllık meslekî hayatını noktalayarak emekli oldu. Evli ve bir kız, bir oğlan babasıdır.
Şiir yazma merakı ortaokul yıllarından itibaren başlamıştır. Ulusal ve mahalli dergilerde şiirleri ve makaleleri; 2018 yılında Cendere-1 Şiir Antolojisi, 2 ve 3. kitabında şiirleri yayımlanmıştır. Ayrıca Ejder Yurttaş'ın 'Seyhan Havzasının Çocukları' olmak üzere 1. kitabı, ile Edebiyat dünyasına eser bırakmış ve Türk şiiri ve folkloru hakkında araştırmaları olup, yayıma hazırlanmaktadır.
Yurttaş ilk eseri 'Seyhan Havzasının Çocuklarında' Şiir, klasik Leyla ve Mecnun mitini günümüz dünyasında yeniden yorumlayan, derin bir mutlak aşk ve varoluşsal yalnızlık üzerine kurulmuştur.
İşte "Leyla’ya Seremoni" şiirinin ana teması:
Mutlak Aşkın Cenderesi ve Varoluşsal Yalnızlık
Şiirin ana teması, Maddi Dünyadan Tamamen Kopuş ve Leyla'da Tecelli Eden Sonsuz Aşk'a Koşulsuz Teslimiyettir.
Şair, Leyla'yı sadece bir sevgili olarak değil, uğruna dünya nimetlerinin (acun) bile değersizleştiği, kural tanımayan, kutsal ve nihayetsiz bir varoluş gayesi olarak kodlar.
Temayı Destekleyen Kilit Unsurlar:
Mecnunluk Yolu: Şair, Leyla yüzünden çektiği çileyi ve deliliği bir hastalık değil, bir makam olarak kabul eder ("Mecnunluk âleminde, mahkûm oldum Leyla’ya"). Bu, aşkın mutlak bir teslimiyet gerektirdiğini gösterir.
Vuslatın Tek Değer Oluşu: Leyla'ya kavuşmak (vuslat), hayatın tek anlamıdır. "Sunsalar kucağıma, şu koskoca acunu, / İçinde Leyla yoksa mutlu etmez Mecnun’u" dizeleriyle, maddi zenginlik ve dünya ihtişamının tamamen reddedildiği vurgulanır.
Aşkın Seremonisi: Leyla, basit bir duygu olmaktan çıkmış, "seremoni" olarak adlandırılmıştır. Bu, aşkın bir ritüel, bir ayin, bir hakikat olduğunu ve kişinin tüm hayatını ("ağlayışta-gülüşte") bu merkeze adadığını ifade eder.
Sonsuz Özlem: Özlemlerin "nihayetsiz" (sonsuz) olması, bu aşkın sadece bu dünyaya ait geçici bir heves değil, ruhun ezelden beri süregelen bir hasreti olduğunu ima eder.
SEYHAN HAVZASININ ÇOCUKLARI
Biz, Seyhan havzasının kâdim çocuklarıyız…
Taşköprü’den de eski, yaşadık nice yaşlar,
Tanıktır Çukurova, yalçın kayalar, taşlar,
Ağıtlarımız vardır, Kozan dağından başlar.
Biz, Seyhan havzasının suskun çocuklarıyız…
Zirvelerin başında, parlayan kar beyazı,
Sessizce çığlıkların, haykıran bir avazı,
Türkü türkü söyleriz, yürekten çalan sazı.
Biz, Seyhan havzasının özgür çocuklarıyız…
Bir kartal misalince, uzar kanatlarımız,
Erciyes’ten Gülek’e şahlanır atlarımız,
Mağara yaylalarına yükselir hatlarımız.
Biz, Seyhan havzasının kırgın çocuklarıyız…
Karacaoğlan gibi ulvi sevdalarımız,
Aşık Garipçesine ömre vedalarımız,
Seyhan gibi çağlayan olur nidalarımız.
Biz, Seyhan havzasının hırçın çocuklarıyız…
Aladağlar gibi dik, eğilmez başlarımız,
İnsan olmaktan yana, bütün savaşlarımız,
Akdeniz kadar engin, büyüktür aşklarımız.

LEYLA’YA SEREMONİ
Çareler de çaresiz, Leyla ile dertteyim,
Leyla cenderesinde, bitmeyen nöbetteyim.
Bir damla gözyaşıyla, vurgun yedi her yanım,
Dermansızlık çölünde, Leyla’da kaldı canım.
Mecnunluk âleminde, mahkûm oldum Leyla’ya,
Sarp yollarda rastladım, o sevdalım belaya.
Ah Leyla! Serserilik, raks eder şu gönlümde,
Ruhumu sarmalayıp, akseder bu dilimde.
Meçhul kadim zamanlar, Mecnun’a rehber oldu,
Leyla’nın divanında, diller seferber oldu.
Deryada katre gibi, Leyla’ya vasıl olmak,
Mecnun’a ömür katar, vuslata hâsıl olmak.
Sunsalar kucağıma, şu koskoca acunu,
İçinde Leyla yoksa mutlu etmez Mecnun’u.
Bilinmez sokakların, bilinmez mekânında,
Güftesiz şarkı oldum, Leyla’nın makamında.
Leyla bir seremoni, hakikatte ve düşte,
Kuralsız-kaidesiz, ağlayışta-gülüşte.
Kalemler yazmaz oldu, mısralar kifayetsiz,
Leyla’nın fermanında, özlemler nihayetsiz.
(Seyhan Havzasının Çocukları - Ejder Yurttaş)




Yorumlar